Zamanın simgeleştirilmesindeki amaç, değerlerimizi canlandırmak, topluma, toplum olmanın temel ödevini hatırlatmaktır.
Bu günlere ulaşmamızın temelinde, ömrünü, gücünü, yeteneklerini toplumun hizmetine harcamış yaşlılarımız vardır. Onlarla sevgi ve saygıya dayalı ilişkiler kurmalı, kıymetli tecrübelerinden yararlanmalı, bedenen ve ruhen bizlere ihtiyaç duyan yaşlılarımıza her açıdan destek olmalıyız.
Büyük önderimiz Atatürk ; “Bir milletin yaşlı vatandaşlarına ve emeklilerine karşı tutumu; o milletin yaşama kudretinin en önemli kıstasıdır. Geçmişte çok güçlüyken, tüm gücüyle çalışmış olanlara karşı minnet hissi duymayan bir milletin, geleceğe güvenle bakmağa hakkı yoktur.”demiştir.
Yüce dinimiz İslâm'ın rehberi Kur'an-ı kerimin birçok yerinde, Allah hakkının hemen arkasından, ana-baba hakkı zikredilir. Bu önemi vurgulayan, İsra Suresi 23. ve 24. ayetlerde;
“Rabbin, kendisinden başkasına asla ibadet etmemenizi, anaya-babaya iyi davranmanızı kesin olarak emretti. Eğer onlardan biri, ya da her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına ulaşırsa, sakın onlara "öf!" bile deme; onları azarlama; onlara tatlı ve güzel söz söyle.”
Onlara merhamet ederek tevazu kanadını indir ve de ki: "Rabbim!, Tıpkı beni küçükken koruyup yetiştirdikleri gibi sen de onlara acı." diye buyurmaktadır.
Çocuklarımızı “yaşlılara yardım ve saygı bilinci” içinde yetiştirmeliyiz ki kimse yaşlılıktan korkmasın.
Yaşlılıkta bir misafirdir, onu ağırlamak gerekir
Yaşlılarımızın haftasını şükran ve minnet duygularıyla kutluyor, yaşama sevinci ile dolu sağlıklı, mutlu ömürler diliyorum.
Okan Ertorun




