Halit Bey, gündemimiz malum 15 Temmuz hain darbe girişimi. Sizce bu noktaya nasıl geldik? O gece yaşananları nasıl değerlendiriyorsunuz?
Türkiye, 2011 yılında bir partiyle tanıştı. 3 Kasım 2002’de %34’le iktidara gelen Ak Parti yönetimi ve o günkü kurucu başkanı ve Başbakanı sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın söylediği şu söz çok önemli, ‘Artık Türk siyasi hayatında hiç bir şey eskisi olmayacak!’ 3 Kasım 2002’de %34’le 365 milletvekiliyle TBMM’ye giren Ak Parti grubu, adeta Türkiye’yi yeniden inşa etme adına sıfırdan bir yola çıktılar. O günkü milletvekillerimiz ve ondan sonraki 9-10 seçimde, bu millet kendisini Ak Parti ile birleştirdi. Bunu gören dış güçler, içeride de kendi maşalarını devreye sokarak Türkiye’de daha önce Cumhurbaşkanı’nı seçtirmemekten Ak Parti’yi kapatma davalarına kadar; Taksim’de 3-5 ağacı bahane edip ortalığı yakıp, yıkan vandallara kadar; onun akabinde 17-25 Aralık operasyonunda ‘Türkiye’de bir yolsuzluk var. Tayyip Erdoğan ve ekibi yolsuzluk yapıyor’ gibi algılar yaparak birşeyler elde etmeye çalıştılar. Ama bunlara rağmen, bu asil millet hiç bir zaman bu dedikodulara prim vermedi. %34 ile başlayan çıtayı, %52 ile Cumhurbaşkanını seçerek kendi istikametini gösterdi. Sayın Cumhurbaşkanımız, Sayın Başbakanımız milletten aldığı güçle bugüne kadar hep doğruları söylediler. ‘Dünya 5’ten büyüktür’, ‘One Minute’ gibi bir çok örneği var. Tabi bunlar egemen güçleri rahatsız etti. Dünya küçülürken Türkiye’nin büyümesi birileri çok rahatsız etti. Böyle olunca da, egemen güçlerin içerideki maşaları devreye sokarak yapmak istediklerini yapamayınca da, 15 Temmuz gecesi bir Türk Silahlı Kuvvetleri’nin içerisine karışmış bir grup teröristler, kalkışmaya başladılar. Ama sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve sayın Başbakanımız Binali Yıldırım’ın sesini ve sözünü duyan herkes, o gece memleketine, vatanına, bayrağına, ezanına sahip çıkmak için yollara döküldü. Sonunda da, bu kalkışma engellenmiş oldu. Bunun en ağır bedelini ödeyen yer hiç kuşkusuz Üsküdar. Maalesef, üzülerek söylüyoruz ki, 44 şehidimiz var. Bunun 24’ü Üsküdarlı. 162 tane de gazimiz var. Onların sayesinde ülke ayakta kaldı.
Bu hain darbe girişiminde İstanbul'da en fazla şehit verdiğimiz İlçe Üsküdar ve bir o kadar da gazimiz var. ‘Üsküdar’a Gazilik’ ünvanı hakkında neler düşünüyorsunuz?
Az önce de dediğim gibi, 15 Temmuz haindarbe girişiminde en ağır bedeli Üsküdar ödedi. Üsküdar herşeyi hak ediyor. Gazilik ünvanını da hak etti. Şehitler Köprüsü dedik ve Boğaziçi Köprüsü’nün adını ‘15 Temmuz Şehitler Köprüsü’ adını verdik. Yine sayın Cumhurbaşkanımızın tabiriyle, köprümüzün hemen çıkışında sol tepeciğe bir 15 Temmuz Şehitler anıtı yapmayı planlıyorlar. Şu anda çalışmaları yapılıyor. Yine Üsküdar Belediye Başkanımız sayın Hilmi Türkmen’le yaptığımız istişareyle, Çengelköy’e bir ‘Şehitler Abidesi’ ve ‘Şehitler Çeşmesi’ yapmayı planlıyoruz. O hain darbe girişiminde, bizim ilçe binamızı bomlamaya ve Cumhurbaşkanımızın Kısıklı’daki konutunu bombalamaya giden tankları bu millet durdurdu. Ben sizin vasıtanızla bu aziz millete bir kez daha teşekkür ediyorum. Tabi ki, Üsküdar bir ‘Gazi’lik ünvanını hak ediyor. İnşallah, devletimizin büyüklerinin teveccühüyle bu ‘Gazi’lik ünvanını alırız.
Türkiye’yi kana bulayan bu olayı planlayan ve düzenleyenin artık FETÖ terör örgütünün olduğu aşikar. Bu kapsamda çok sayıda kişinin işine de son verildi. Üsküdar Belediyesi ve Ak Parti teşkilatınızda buna yönelik çalışmalar oldu mu?
Bizim bu alçaklarla birarada olmamız mümkün değil! Bu hainlerle, bu milletin kanını dökmüş, bu milletin evlatlarını şehit etmiş teröristlerle biz teşkilatlar olarak, belediyeler olarak, büyükşehir olarak, bakanlık olarak bir arada bulunmamız mümkün değil. Ak Parti, 2014 yılında belediyeleri yeniledi, 2015 yılında da kongrelerini yaparak teşiklatlarını yeniledi. 17-25 Aralık operasyonlarından sonra bu hain; o zamanki adıyla yine bir darbe girişimiydi. ‘Yolsuzluk var’ diyerek bir operasyondan sonra parti içinde görev alacak arkadaşları sıkı bir değerlendirmeden geçirdik. Bu tarz işlere bulaşmış kişi ve kişilerle biz o gün yolumuzu ayırdık. Ama tabi ki bu hainler içimize sızmış olabilir. Bununla ilgili de çalışmalar yapıyoruz. Hem vatandaştan gelen isimler, hem kendi içimizde, hem de Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT)’ından aldığımız isimler var. Şüphelendiklerimizi de soruyoruz. Oradan gelen bilgiler doğrultusunda da biz hiç gözünün yaşına bakmadan; bunlara bırakın yanında durmuş, 17-25 Aralık’tan sonra selam vermiş herkesle teşkilat olarak yolumuzu ayırıyoruz. Belediyemize gelince, yine belediyemizde bu işlere bulaşmış isimler geldi. Biz o isimlerle de yolumuzu ayırdık. Ayırmaya da devam ediyoruz.
Darbe girişiminin hemen ertesi günü Sayın Cumhurbaşkanımız, Kısıklı’daki konutunun önünden binlerce kişiye hitap etti. Ancak, burada Üsküdar’ın siyasi anlamda bir çok ismini göremedik. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Şimdi, 15 Temmuz darbe girişimi gecesinde, sayın Cumhurbaşkanımız ve Başkomutanımız emriyle, Başbakanımızın talimatıyla herkes sokağa çıktı. İlk önce teşkilatlar sokağa çıktı. Burada yine biz saat 20:45 gibi haber aldığımızda, ilk mesaj atan teşkilat biziz. Dedik ki, ‘Herkes Kısıklı ve Teşkilata gelecek’ diye... Teşkilatımızdan gelenler oldu, gelemeyenler oldu. Tatil dönemiydi, tatilde olanlar vardı. Ama 1 gün sonra geldi... Demokrasi nöbetlerinde Kısıklı’daki 27 gün nöbet tuttuk. Doğrudur! %100 teşkilatımız buraya katıldı dersek, katılanlara haksızlık yapmış oluruz. ‘Nasıl olsa bu iş oldu. Nasıl olsa orada görev yapılıyor. Ben olsam ne olur, olmasam ne olur’ duygusuna kapılmış bir kaç arkadaşımız maalesef orada olmadı. Ama bu bizi üzdü.
Tabi ki bu hepimizi üzdü maalesef! Ancak, üst düzeyde görevli ve bir çok yerde yer alan, boy-boy fotoğraf çektiren bu kişiler sizce o gün orada olması gerekmiyor muydu?
Bakın siz de söylüyorsunuz ‘fotoğraf çektiren’ diyorsunuz. Bizim fotoğraf çektirenlerle işimiz yok! İşimiz olmayacak da... Şunu da ben çok net söylüyorum, bir miladımız var; 17-25 Aralık operasyonundan sonra bu örgütle bağlarını kesmeyenlerle biz bağlantılarımızı kopardık. Ben bir ilçe başkanı olarak şunu söyleyeyim, 15 Temmuz’da bizimle birlikte olmayanlarla ilk kongrede bağlarımızı koparacağız. Bunu çok net söylüyorum. Bize o gün lazımdı insanlar. O gün milletine, o gün devletine, o gün partisine, o gün ezanına, o gün bayrağına sahip olmayan hiç kimseyle ben de bir ilçe başkanı olarak aynı yolda yürümeyeceğimi sizin aracılığınızla herkese duyuruyorum.
Bundan sonraki süreçte sizce neler değişecek veya değişmesi gerekiyor?
Öncelikle, devlete olan bakış açımızı değiştirmemiz gerekiyor. Sayın Cumhurbaşkanımızın dediği birşey var, ‘Yenikapı’ ruhu diye... Biz ‘Yenikapı’ ruhunu yaşatmak zorundayız. Bakın, Cumhurbaşkanımız milletin Başkanı... Bir Başkomutan... Muhalefet partilerine bir çağrıda bulundu ve bu çağrıya kulak verip gelen insanlarla biz yol yürüyeceğiz. Ama bugün bakıyoruz ki, Ak Parti, MHP ve CHP içinde de bu çağrıya tam anlamıyla kulak veremeyen insanlar var. Eğer, Allah nasip eder, ömür yeter görürsek kongreden sonra da, bu arkadaşlarla yolumuzu ayrıcağımız için bir problem kalmayacaktır diye düşünüyorum.
Yaklaşık 1,5 ay önce Kadın Kolları Başkanı sayın Songül Kavalcıoğlu’nun istifası gündem olmuştu. Ardından, yerine sayın Neslihan Aydın getirildi. Sayın Kavalcıoğlu işlerinin yoğunluğu nedeniyle istifa ettiğini açıklamıştı. Ancak, sonrasında kendisinin Üsküdar Belediyesi’nde işe girdiği ise gündeme bomba gibi düşmüştü. İlçe Başkanı olarak siz bunu nasıl yorumluyorsunuz?
Songül hanım değerli bir kardeşimiz. Biz onunla birlikte uzun yıllar siyaset yaptık. Ben ilçe yönetim kurulu üyesiydim 4. dönem. Songül hanım Kadın Kolları Başkanıydı. Sonra biz İlçe Başkanı olduk. Yine Songül hanımla çalışmaya devam ettik. Songül hanım, 7 Haziran’da da, 1 Kasım’da da, öncesinde Cumhurbaşkanlığı seçimde de gerçekten Kadın Kollarımızı layıkıyla, olması gerektiği gibi çalışmalar yaptı. Ben çalışmalarından dolayı da teşekkür ediyorum. Hem 7 Haziran öncesi, hem 1 Kasım öncesi, “Başkanım bana müsaade ederseniz bırakmak istiyorum. Artık aileme, işime zaman ayırmak istiyorum” dedi. Biz ona, “7 Haziran seçimleri çok önemli, 1 Kasım seçimleri çok önemli” dediğimiz için sözümüze itibar edip, görevine devam etti. 1 Kasım seçimleri sonrasında da, “Başkanım artık müsaade ederseniz görevimden ayrılmak istiyorum” dedi.
Peki, ayrılma sebebi belediyede işe girmesi miydi?
Hayır... Kesinlikle böyle değil. Bunu açıklayayım. Tabi ki, Üsküdar Belediyesi’nde çalışacak insanlar vardır. Kadın kollarımızda, ana kademede veya teşkilatızdan çalışanlar vardır. Çünkü, 15 yıldır biz yönetiyoruz Üsküdar Belediyesi’ni... Burada CHP’li, SP’li, MHP’liler de var. Burada AK Partililer şu kadar, CHP’liler şu kadar deyip tasvip etmemiz mümkün değil. Bize oy vermeyen, bizi bir sürü hakaret eden insanlar da çalışıyor. Eğer yaptığı işi doğru yapıyorsa, Ak Parti’li değil diye işten çıkaracak halimiz yok! Sayın Songül hanım da Belediyemizin bir biriminde çalışıyor.
Ailesine daha rahat mı zaman ayırıyor? İşlerinin yoğunluğu bu muydu?
İşlerinin yoğunluğu derken, Kadın Kolları Başkanlığı görevini yaptığı için çalışmıyor Belediye’de... Kendisi de gelip bana, “Başkanım, müsaade edin Belediye’den ayrılayım” dediğini de biliyorum. Farklı bir pozisyonda olduğu için orada çalışıyor. Ama her zaman da istifa etmeye hazır olduğunu ifade etti kendisi.
AK Parti Üsküdar İlçe Başkanı olarak, ilçedeki Kentsel Dönüşüm şu anda ne durumda?
Ben 5. dönem ilçe bakanıyım. Hani merhum Süleyman Demirel’in bir sözü var, “Ben bu çocuğu kucağımda buldum.” Üsküdar gerçekten tarihi bir kent ve dönüşüm olmalı mı? Kesinlikle olmalı!.. Ama tabi ki, Üsküdar’ın bu özelliğinden dolayı, Boğaziçi Kanunu, SİT alanı, Öngörünüm, Etkilenme Bölgesi gibi bir sürü alana ayrılmış durumda. Dönüşüm çok hızlı olmalı. Ama dönüşümü hızlı yaparken de Üsküdar’ı daha yaşanılmaz bir hale getirmeden; tarihi dokunusuna dokunmadan bir hale getirmeliyiz ki, dönüşümden bir lezzet alalım. Çünkü bu Boğaz dünyada bir tane ve Üsküdar en büyük ilçesi. Bu dönüşümün olduğu yerler de Boğaz’a bakan veya etkilenen ve Boğaz’ın geri görünümünde kalan alanlarda... Şimdi burada insanlarımız, 30-40 yıl önce gelmiş, 100 metrekare bir yeri var. Buraya çift daireli 5 katlı bina yapmış. Dönüşüm dediğiniz zaman, “Başkanım sen bana, 10 dairem var. 20 dairelik yapacak bir imar ver. Ben 20 tane daire yapayım. Bunun 10 tanesi de müteahhit alsın.” Böyle bir kentsel dönüşüm, böyle bir imar olmaz! Biraz hakkaniyetli olacağız. Üsküdar Belediye Başkanımız sayın Hilmi Türkmen’in bir sözü var, “İstanbul’un taşı toprağı altınsa, Üsküdar’ın ki de yakuttur.” Gerçekten de Üsküdar’ın her metrekaresi yakuttur benim gözümde. Buna yakut gibi bakmalıyız. Kentsel Dönüşümü TOKİ üzerinden yapalım. Hem metrekare olarak, hem de daire sayısı olarak ve çıkan fazla daireleri de Üsküdar’da oturan insanlar alsın ve yüksek kiralarda oturmaktan da kurtulsun. Ben dönüşüme bu gözle bakıyorum. İnsanlarımız kendi arazisinde Allah için ne kadar yeri olmaydı, ne kadar yeri kullanıyor şu anda? Onu iyi tartmalı. “Benim 20 dairem vardı, 10 dairem vardı, 5 dairem vardı” deyip dayatmamalı ki, dönüşüm olsun ve hızlı olsun. Biz başka bir ilçe değiliz ki 50 kat yapalım. Yapamayız. Üsküdar’a bu hainliktir. Üsküdar’ı gerçekten perişan ederiz. Vatandaşlarımızdan rica şu ki, kendinde ne kadar olmalıydı, şimdi yapmış? Şimdi bizim getirdiğimiz bu dönüşümde ne yapacak? Bunları biraraya getirip ölçüyü koymalı diye düşünüyorum.
Önümüzdeki günlerde Kurban Bayramını idrak edeceğiz. Okuyucularımıza bir mesajınız olacak mı?
Üsküdar, vatanına kurban olduğum... Ve bir Kurban Bayramı’na geldik. Ben herkesin Kurban Bayramı’nı şimdiden tebrik ediyorum. Allah bizi Ramazan-ı Şerif’e ulaştırdı, şimdi de Kurban Bayramı’na ulaştırıyor. Nice nice Ramazan Bayramları’na, nice nice Kurban Bayramları’na ağız tadıyla, mutlulukla, beraberlikle, kardeşçe düşüncelerle ulaşmayı niyaz ediyorum. Röportajımızın başında dediğim gibi, Üsküdar 15 Temmuz’da çok ağır bedel ödedi. İnşallah bu Kurban Bayramı’nda bu bedelin izlerini biraz olsun sileriz. Bu vesile ile ben bir kez daha şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Gazilerimize uzun ömürler diliyorum. Teşkilat olarak bayramlaşma törenimiz birinci gün olacak ve İstanbul’da ilk olacak. Ak Parti’li belediyeleriyle teşkilatı biraraya getirmek hedefimiz. Üsküdar Belediyemizle, Ak Parti İlçe Başkanlığı bir bayramlaşma töreni düzenleyeceğiz. Bayramın birinci günü Bağlarbaşı Kongre ve Kültür Merkezi’nde saat 19:00’da, Kur’an-ı Kerim tilavetiyle, ilahilerle güzel bir bayramlaşma töreni planladık. Tüm Üsküdarlıları da oraya bekliyoruz.
Sayın Halit Hızır, röportajımıza verdiğiniz cevaplardan ötürü size çok teşekkür ediyoruz.
Türkiye, 2011 yılında bir partiyle tanıştı. 3 Kasım 2002’de %34’le iktidara gelen Ak Parti yönetimi ve o günkü kurucu başkanı ve Başbakanı sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın söylediği şu söz çok önemli, ‘Artık Türk siyasi hayatında hiç bir şey eskisi olmayacak!’ 3 Kasım 2002’de %34’le 365 milletvekiliyle TBMM’ye giren Ak Parti grubu, adeta Türkiye’yi yeniden inşa etme adına sıfırdan bir yola çıktılar. O günkü milletvekillerimiz ve ondan sonraki 9-10 seçimde, bu millet kendisini Ak Parti ile birleştirdi. Bunu gören dış güçler, içeride de kendi maşalarını devreye sokarak Türkiye’de daha önce Cumhurbaşkanı’nı seçtirmemekten Ak Parti’yi kapatma davalarına kadar; Taksim’de 3-5 ağacı bahane edip ortalığı yakıp, yıkan vandallara kadar; onun akabinde 17-25 Aralık operasyonunda ‘Türkiye’de bir yolsuzluk var. Tayyip Erdoğan ve ekibi yolsuzluk yapıyor’ gibi algılar yaparak birşeyler elde etmeye çalıştılar. Ama bunlara rağmen, bu asil millet hiç bir zaman bu dedikodulara prim vermedi. %34 ile başlayan çıtayı, %52 ile Cumhurbaşkanını seçerek kendi istikametini gösterdi. Sayın Cumhurbaşkanımız, Sayın Başbakanımız milletten aldığı güçle bugüne kadar hep doğruları söylediler. ‘Dünya 5’ten büyüktür’, ‘One Minute’ gibi bir çok örneği var. Tabi bunlar egemen güçleri rahatsız etti. Dünya küçülürken Türkiye’nin büyümesi birileri çok rahatsız etti. Böyle olunca da, egemen güçlerin içerideki maşaları devreye sokarak yapmak istediklerini yapamayınca da, 15 Temmuz gecesi bir Türk Silahlı Kuvvetleri’nin içerisine karışmış bir grup teröristler, kalkışmaya başladılar. Ama sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve sayın Başbakanımız Binali Yıldırım’ın sesini ve sözünü duyan herkes, o gece memleketine, vatanına, bayrağına, ezanına sahip çıkmak için yollara döküldü. Sonunda da, bu kalkışma engellenmiş oldu. Bunun en ağır bedelini ödeyen yer hiç kuşkusuz Üsküdar. Maalesef, üzülerek söylüyoruz ki, 44 şehidimiz var. Bunun 24’ü Üsküdarlı. 162 tane de gazimiz var. Onların sayesinde ülke ayakta kaldı.
Bu hain darbe girişiminde İstanbul'da en fazla şehit verdiğimiz İlçe Üsküdar ve bir o kadar da gazimiz var. ‘Üsküdar’a Gazilik’ ünvanı hakkında neler düşünüyorsunuz?
Az önce de dediğim gibi, 15 Temmuz haindarbe girişiminde en ağır bedeli Üsküdar ödedi. Üsküdar herşeyi hak ediyor. Gazilik ünvanını da hak etti. Şehitler Köprüsü dedik ve Boğaziçi Köprüsü’nün adını ‘15 Temmuz Şehitler Köprüsü’ adını verdik. Yine sayın Cumhurbaşkanımızın tabiriyle, köprümüzün hemen çıkışında sol tepeciğe bir 15 Temmuz Şehitler anıtı yapmayı planlıyorlar. Şu anda çalışmaları yapılıyor. Yine Üsküdar Belediye Başkanımız sayın Hilmi Türkmen’le yaptığımız istişareyle, Çengelköy’e bir ‘Şehitler Abidesi’ ve ‘Şehitler Çeşmesi’ yapmayı planlıyoruz. O hain darbe girişiminde, bizim ilçe binamızı bomlamaya ve Cumhurbaşkanımızın Kısıklı’daki konutunu bombalamaya giden tankları bu millet durdurdu. Ben sizin vasıtanızla bu aziz millete bir kez daha teşekkür ediyorum. Tabi ki, Üsküdar bir ‘Gazi’lik ünvanını hak ediyor. İnşallah, devletimizin büyüklerinin teveccühüyle bu ‘Gazi’lik ünvanını alırız.
Türkiye’yi kana bulayan bu olayı planlayan ve düzenleyenin artık FETÖ terör örgütünün olduğu aşikar. Bu kapsamda çok sayıda kişinin işine de son verildi. Üsküdar Belediyesi ve Ak Parti teşkilatınızda buna yönelik çalışmalar oldu mu?
Bizim bu alçaklarla birarada olmamız mümkün değil! Bu hainlerle, bu milletin kanını dökmüş, bu milletin evlatlarını şehit etmiş teröristlerle biz teşkilatlar olarak, belediyeler olarak, büyükşehir olarak, bakanlık olarak bir arada bulunmamız mümkün değil. Ak Parti, 2014 yılında belediyeleri yeniledi, 2015 yılında da kongrelerini yaparak teşiklatlarını yeniledi. 17-25 Aralık operasyonlarından sonra bu hain; o zamanki adıyla yine bir darbe girişimiydi. ‘Yolsuzluk var’ diyerek bir operasyondan sonra parti içinde görev alacak arkadaşları sıkı bir değerlendirmeden geçirdik. Bu tarz işlere bulaşmış kişi ve kişilerle biz o gün yolumuzu ayırdık. Ama tabi ki bu hainler içimize sızmış olabilir. Bununla ilgili de çalışmalar yapıyoruz. Hem vatandaştan gelen isimler, hem kendi içimizde, hem de Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT)’ından aldığımız isimler var. Şüphelendiklerimizi de soruyoruz. Oradan gelen bilgiler doğrultusunda da biz hiç gözünün yaşına bakmadan; bunlara bırakın yanında durmuş, 17-25 Aralık’tan sonra selam vermiş herkesle teşkilat olarak yolumuzu ayırıyoruz. Belediyemize gelince, yine belediyemizde bu işlere bulaşmış isimler geldi. Biz o isimlerle de yolumuzu ayırdık. Ayırmaya da devam ediyoruz.
Darbe girişiminin hemen ertesi günü Sayın Cumhurbaşkanımız, Kısıklı’daki konutunun önünden binlerce kişiye hitap etti. Ancak, burada Üsküdar’ın siyasi anlamda bir çok ismini göremedik. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Şimdi, 15 Temmuz darbe girişimi gecesinde, sayın Cumhurbaşkanımız ve Başkomutanımız emriyle, Başbakanımızın talimatıyla herkes sokağa çıktı. İlk önce teşkilatlar sokağa çıktı. Burada yine biz saat 20:45 gibi haber aldığımızda, ilk mesaj atan teşkilat biziz. Dedik ki, ‘Herkes Kısıklı ve Teşkilata gelecek’ diye... Teşkilatımızdan gelenler oldu, gelemeyenler oldu. Tatil dönemiydi, tatilde olanlar vardı. Ama 1 gün sonra geldi... Demokrasi nöbetlerinde Kısıklı’daki 27 gün nöbet tuttuk. Doğrudur! %100 teşkilatımız buraya katıldı dersek, katılanlara haksızlık yapmış oluruz. ‘Nasıl olsa bu iş oldu. Nasıl olsa orada görev yapılıyor. Ben olsam ne olur, olmasam ne olur’ duygusuna kapılmış bir kaç arkadaşımız maalesef orada olmadı. Ama bu bizi üzdü.
Tabi ki bu hepimizi üzdü maalesef! Ancak, üst düzeyde görevli ve bir çok yerde yer alan, boy-boy fotoğraf çektiren bu kişiler sizce o gün orada olması gerekmiyor muydu?
Bakın siz de söylüyorsunuz ‘fotoğraf çektiren’ diyorsunuz. Bizim fotoğraf çektirenlerle işimiz yok! İşimiz olmayacak da... Şunu da ben çok net söylüyorum, bir miladımız var; 17-25 Aralık operasyonundan sonra bu örgütle bağlarını kesmeyenlerle biz bağlantılarımızı kopardık. Ben bir ilçe başkanı olarak şunu söyleyeyim, 15 Temmuz’da bizimle birlikte olmayanlarla ilk kongrede bağlarımızı koparacağız. Bunu çok net söylüyorum. Bize o gün lazımdı insanlar. O gün milletine, o gün devletine, o gün partisine, o gün ezanına, o gün bayrağına sahip olmayan hiç kimseyle ben de bir ilçe başkanı olarak aynı yolda yürümeyeceğimi sizin aracılığınızla herkese duyuruyorum.
Bundan sonraki süreçte sizce neler değişecek veya değişmesi gerekiyor?
Öncelikle, devlete olan bakış açımızı değiştirmemiz gerekiyor. Sayın Cumhurbaşkanımızın dediği birşey var, ‘Yenikapı’ ruhu diye... Biz ‘Yenikapı’ ruhunu yaşatmak zorundayız. Bakın, Cumhurbaşkanımız milletin Başkanı... Bir Başkomutan... Muhalefet partilerine bir çağrıda bulundu ve bu çağrıya kulak verip gelen insanlarla biz yol yürüyeceğiz. Ama bugün bakıyoruz ki, Ak Parti, MHP ve CHP içinde de bu çağrıya tam anlamıyla kulak veremeyen insanlar var. Eğer, Allah nasip eder, ömür yeter görürsek kongreden sonra da, bu arkadaşlarla yolumuzu ayrıcağımız için bir problem kalmayacaktır diye düşünüyorum.
Yaklaşık 1,5 ay önce Kadın Kolları Başkanı sayın Songül Kavalcıoğlu’nun istifası gündem olmuştu. Ardından, yerine sayın Neslihan Aydın getirildi. Sayın Kavalcıoğlu işlerinin yoğunluğu nedeniyle istifa ettiğini açıklamıştı. Ancak, sonrasında kendisinin Üsküdar Belediyesi’nde işe girdiği ise gündeme bomba gibi düşmüştü. İlçe Başkanı olarak siz bunu nasıl yorumluyorsunuz?
Songül hanım değerli bir kardeşimiz. Biz onunla birlikte uzun yıllar siyaset yaptık. Ben ilçe yönetim kurulu üyesiydim 4. dönem. Songül hanım Kadın Kolları Başkanıydı. Sonra biz İlçe Başkanı olduk. Yine Songül hanımla çalışmaya devam ettik. Songül hanım, 7 Haziran’da da, 1 Kasım’da da, öncesinde Cumhurbaşkanlığı seçimde de gerçekten Kadın Kollarımızı layıkıyla, olması gerektiği gibi çalışmalar yaptı. Ben çalışmalarından dolayı da teşekkür ediyorum. Hem 7 Haziran öncesi, hem 1 Kasım öncesi, “Başkanım bana müsaade ederseniz bırakmak istiyorum. Artık aileme, işime zaman ayırmak istiyorum” dedi. Biz ona, “7 Haziran seçimleri çok önemli, 1 Kasım seçimleri çok önemli” dediğimiz için sözümüze itibar edip, görevine devam etti. 1 Kasım seçimleri sonrasında da, “Başkanım artık müsaade ederseniz görevimden ayrılmak istiyorum” dedi.
Peki, ayrılma sebebi belediyede işe girmesi miydi?
Hayır... Kesinlikle böyle değil. Bunu açıklayayım. Tabi ki, Üsküdar Belediyesi’nde çalışacak insanlar vardır. Kadın kollarımızda, ana kademede veya teşkilatızdan çalışanlar vardır. Çünkü, 15 yıldır biz yönetiyoruz Üsküdar Belediyesi’ni... Burada CHP’li, SP’li, MHP’liler de var. Burada AK Partililer şu kadar, CHP’liler şu kadar deyip tasvip etmemiz mümkün değil. Bize oy vermeyen, bizi bir sürü hakaret eden insanlar da çalışıyor. Eğer yaptığı işi doğru yapıyorsa, Ak Parti’li değil diye işten çıkaracak halimiz yok! Sayın Songül hanım da Belediyemizin bir biriminde çalışıyor.
Ailesine daha rahat mı zaman ayırıyor? İşlerinin yoğunluğu bu muydu?
İşlerinin yoğunluğu derken, Kadın Kolları Başkanlığı görevini yaptığı için çalışmıyor Belediye’de... Kendisi de gelip bana, “Başkanım, müsaade edin Belediye’den ayrılayım” dediğini de biliyorum. Farklı bir pozisyonda olduğu için orada çalışıyor. Ama her zaman da istifa etmeye hazır olduğunu ifade etti kendisi.
AK Parti Üsküdar İlçe Başkanı olarak, ilçedeki Kentsel Dönüşüm şu anda ne durumda?
Ben 5. dönem ilçe bakanıyım. Hani merhum Süleyman Demirel’in bir sözü var, “Ben bu çocuğu kucağımda buldum.” Üsküdar gerçekten tarihi bir kent ve dönüşüm olmalı mı? Kesinlikle olmalı!.. Ama tabi ki, Üsküdar’ın bu özelliğinden dolayı, Boğaziçi Kanunu, SİT alanı, Öngörünüm, Etkilenme Bölgesi gibi bir sürü alana ayrılmış durumda. Dönüşüm çok hızlı olmalı. Ama dönüşümü hızlı yaparken de Üsküdar’ı daha yaşanılmaz bir hale getirmeden; tarihi dokunusuna dokunmadan bir hale getirmeliyiz ki, dönüşümden bir lezzet alalım. Çünkü bu Boğaz dünyada bir tane ve Üsküdar en büyük ilçesi. Bu dönüşümün olduğu yerler de Boğaz’a bakan veya etkilenen ve Boğaz’ın geri görünümünde kalan alanlarda... Şimdi burada insanlarımız, 30-40 yıl önce gelmiş, 100 metrekare bir yeri var. Buraya çift daireli 5 katlı bina yapmış. Dönüşüm dediğiniz zaman, “Başkanım sen bana, 10 dairem var. 20 dairelik yapacak bir imar ver. Ben 20 tane daire yapayım. Bunun 10 tanesi de müteahhit alsın.” Böyle bir kentsel dönüşüm, böyle bir imar olmaz! Biraz hakkaniyetli olacağız. Üsküdar Belediye Başkanımız sayın Hilmi Türkmen’in bir sözü var, “İstanbul’un taşı toprağı altınsa, Üsküdar’ın ki de yakuttur.” Gerçekten de Üsküdar’ın her metrekaresi yakuttur benim gözümde. Buna yakut gibi bakmalıyız. Kentsel Dönüşümü TOKİ üzerinden yapalım. Hem metrekare olarak, hem de daire sayısı olarak ve çıkan fazla daireleri de Üsküdar’da oturan insanlar alsın ve yüksek kiralarda oturmaktan da kurtulsun. Ben dönüşüme bu gözle bakıyorum. İnsanlarımız kendi arazisinde Allah için ne kadar yeri olmaydı, ne kadar yeri kullanıyor şu anda? Onu iyi tartmalı. “Benim 20 dairem vardı, 10 dairem vardı, 5 dairem vardı” deyip dayatmamalı ki, dönüşüm olsun ve hızlı olsun. Biz başka bir ilçe değiliz ki 50 kat yapalım. Yapamayız. Üsküdar’a bu hainliktir. Üsküdar’ı gerçekten perişan ederiz. Vatandaşlarımızdan rica şu ki, kendinde ne kadar olmalıydı, şimdi yapmış? Şimdi bizim getirdiğimiz bu dönüşümde ne yapacak? Bunları biraraya getirip ölçüyü koymalı diye düşünüyorum.
Önümüzdeki günlerde Kurban Bayramını idrak edeceğiz. Okuyucularımıza bir mesajınız olacak mı?
Üsküdar, vatanına kurban olduğum... Ve bir Kurban Bayramı’na geldik. Ben herkesin Kurban Bayramı’nı şimdiden tebrik ediyorum. Allah bizi Ramazan-ı Şerif’e ulaştırdı, şimdi de Kurban Bayramı’na ulaştırıyor. Nice nice Ramazan Bayramları’na, nice nice Kurban Bayramları’na ağız tadıyla, mutlulukla, beraberlikle, kardeşçe düşüncelerle ulaşmayı niyaz ediyorum. Röportajımızın başında dediğim gibi, Üsküdar 15 Temmuz’da çok ağır bedel ödedi. İnşallah bu Kurban Bayramı’nda bu bedelin izlerini biraz olsun sileriz. Bu vesile ile ben bir kez daha şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Gazilerimize uzun ömürler diliyorum. Teşkilat olarak bayramlaşma törenimiz birinci gün olacak ve İstanbul’da ilk olacak. Ak Parti’li belediyeleriyle teşkilatı biraraya getirmek hedefimiz. Üsküdar Belediyemizle, Ak Parti İlçe Başkanlığı bir bayramlaşma töreni düzenleyeceğiz. Bayramın birinci günü Bağlarbaşı Kongre ve Kültür Merkezi’nde saat 19:00’da, Kur’an-ı Kerim tilavetiyle, ilahilerle güzel bir bayramlaşma töreni planladık. Tüm Üsküdarlıları da oraya bekliyoruz.
Sayın Halit Hızır, röportajımıza verdiğiniz cevaplardan ötürü size çok teşekkür ediyoruz.




