Sevinelim mi, üzülelim mi bilemiyoruz. Bir yıl daha yaşlanmanın hüznünü mü yaşayalım, ya da 2016 da ki beklentilerimizin heyecanını mı duyalım. Her şey bir denge üzere. Biz de 2015’i dengeli, aklı selim değerlendirerek gönderelim ve 2016 yılını da, yine aynı duygularla karşılayalım.
Biliyoruz, zor bir yıl geçirdik. Uzun süren terör bizi perişan etti. Hanelerimiz acıya gark oldu. Yüreklerimiz yandı. Uluslar arası şer ittifakın hazırladığı senaryo, adım adım ülkemiz de, yerli iş birlikçileriyle uygulamaya koyuldu. Ocak’lar söndü. Yuvalar tarumar oldu. Millet olarak yüreğimiz yanıyor. Kim di, bu fitili ateşleyen. Kim di, bunların bu derece gelişmesine yol veren. Nasıl bu kadar hazırlık yapabildiler. Devlet’e baş kaldırabilecek duruma gelebildiler. Devletin ihmalini de sorgulamak lazım. Ha yanlış kimde ise, hesabını vermeli.
Suriye, içimiz de ve dışımızda bir yara. Komşunun alevi, bizi de sardı. Bir haçlı saldırısı ile karşı karşıyayız. Belki Hâla farkında değiliz. Yüz yıl sonra uygulanan kirli bir senaryo. Aktörler pek hevesli. Nereye gider bilinmez ama, Türkiye orta doğu ve netice de tüm dünya tehlikeli bir sürece sokulmakta. Dünya insanlığı bir bedel mi ödeyecek bilinmez ama, bu bedel çok ağır olacak besbelli. Allah milletimizi korusun.
Arap alemi bir alem. 20 yabancı Hıristiyan ülkenin işgal altında tuttuğu parçalanmış Irak bile bize kafa tutuyor. Hele Arap birliğine ne demeli. Öl ki ölem. İnsanlık yer de sürünüyor. İran, Ermenistan ile yaptığı iş birliğini hatırlatır cinsten, Türkiye’ye karşı Rus cephesinde, bize karşı tavır koyabiliyor. Mezhepçilik, dinin ve sünnetin önüne geçmiş. Bütün İslam dünyası Kuran’ı bırakmış, Allah’ın kelamını bırakmış kendilerine mezhep putu, ya da biat ettiği lider put’u, gerçekleri görmeye engel olmakta maalesef.
Peki ne olacak halimiz. Hep bu acı manzara ile mi yaşayacağız. O ulvi adalet, sevgi anlayışı ne zaman manevi hayatımızı kaplayacak. Ne zaman gönüller, sırf yaradan için sevgi ile dolacak. Kin ve nefret, ne zaman gönüllerden gidecek. Ne vakit, tüm insanlığı kucaklayacak, bir evrensel dil kullanacağız, veya yaşayacağız. Kim doğru, kim haklıdır diye bir şey yok. Ne güneşin sabah doğuşuna ne akşam batışına, ne ay’ın akşam doğup, sabah batışına her hangi müdahalemiz olamazsa, kainatın düzeni, kendi minval üzerinde devam ediyorsa, hepimiz kendi yerimizi ve halimizi bilmek zorundayız. İnsan olarak biz kimiz. Gücümüz ne. Varmak istediğimiz yer neresi.
Bu yıl şahsım, ailem ve milletimiz olarak çok canlar verdik. 2015 sanki hazin bir mevsim oldu. Nice sevdiklerimiz ve dostlarımız bir bir ayrıldı aramızdan. Allah cümlesinde rahmet eylesin.
Bütün bunlara rağmen, umutlarımızı ve heyecanlarımız kaybetmeyeceğiz. Yaşama sevincini asla tüketmeyeceğiz. Milletimizin huzuru için bol bol dua edeceğiz. Bu ülke, bu vatan bizim. Bizim gidecek bir yerimiz yok. Suriye’nin düşürüldüğü durum hepimize ibretlik, dersler le dolu. Allah ülkemizi, kötü kaderlerden korusun. Milletimizin, uyanık, basiretli olması gerekir. Su uyur, düşman uyumaz.
Bu vesile ile, 2016 yılının ülkemize huzur, barış getirmesini diler, sevgi dilinin yüreğimizde her an yaşamasını temenni ederim. Mutlu olun, sevgi ile kalın…
Nizamettin KUTLU
GÜNDEM
Yayınlanma: 31 Aralık 2015 - 16:09
Yeni yıla girerken…
365 günlük hayat yaprağının, son kısmını da bugün koparıp, yeni bir yaşama sayfa açmış olacağız.
GÜNDEM
31 Aralık 2015 - 16:09
İlginizi Çekebilir




